Gündemimizdeki operasyon sayesinde yıllardır Türkiye'nin başına bela olmuş PKK, bir noktada Türkiye'nin dünya devletlerini test etmesini sağlıyor. PKK'nın hayatı sürecinde hangi devletlerden destek aldığı özellikle son bir kaç yıl içerisinde ortaya çıkmıştır. Bugünlerde süren operasyonlar ile birlikte de kimlerin bu örgütü koruduğu görülmektedir. Bir de gözden kaçırılmayacak sözde ittifak devletler de var. Bu devletler şeffaf bir perde arkasında saklanıp, çıkarları için kendilerini Türkiye'ye dost göstermekteler. Lakin dediğim gibi perde şeffaf, her şey ortada..
Kendi ülkesi ABD tarafından işgal edilirken Saddam'a düşman olduğu için silahlı güçlerini kullanmamış, sadece ötüp durmakla yetinmiş, işgaldeki ülkeyi korumak yerine güya dini savunma amacı ile kendi milletini birbirine düşürmüş sözde lider aslen köpek El-Sadr "Türk Silahlı Kuvvetleri K.Irak'tan derhal çekilsin" açıklaması ile haddini aştı. Peki haddini aşan Sadr bir ilk mi? Hayır! Tarih göstermiştir ki Türk milletinin komşu ülkelere uzattığı eller her sefer kırılmak istenmiştir. Sadr gibi insanlara bir çok kez güvendik, her sefer sırtımızdan vurdular. Ve yine tarih tekerrür ediyor.
Sadr gibi adamlar isteyerek ya da istemeyerek cahillik yüzünden sürekli kullanılmışlardır. Şeyh Saitleri de Öcalanları da gördük. Hepsinin de sonunu gördük. Önce kullanılıp, sonra çöpe atılırlar. ABDnin Sadr'ı yok etmemesindeki amaç da budur. Sürekli aptallar olacak ki millet birbirine düşürülsün. Unutulmamalıdır ki bir ülke en çok iş karışıklık yüzünden darbe alır ve yıkılma sürecine girer. Arap ülkeleri cahillik yüzünden tarih boyuca çekti, yine çekecek. Filistinliler para için topraklarına değerinden fazla para veren yahudilere topraklarını sattılar, şimdi cezasını torunları ödüyor. Irak'lı liderler asıl düşmana karşı savaşmak yerine birbirlerine düştüler, ülkeyi böldüler, cezalarını çocukları, torunları çekiyor. Bunun değişmesi artık imkansızdır.
Sadr unutmamalıdır ki Türkiye olmasaydı şu ana kadar ne Irak kalırdı, ne ortadoğu. Türkiye hem ortadoğunun hem de İslam dininin belkemiğidir. Türk yöneticiler bir çok kez yanlış yollara girmiş ve hatta hala o yollarda olsalar dahi, hiçbir zaman bir başka ülkeye zarar verme amacı gütmezler. Ne Türkiye, ne de Osmanlı bu düşünceyi benimsemiştir.
Sadr bu tür çıkışlara devam eder ve Türkiye'ye karşı silahlı güç kullanmaya çalışırsa bu zaten parçalanmış Irak'ın sonunu getirebilecek olay olur. Ancak aynı zamanda Türkiye'nin de uluslararası camiada siyasi gücünü zedeler.
Sözde İttifak ülkesi Amerika bize destek vermiş gibi görünüp hem sözünü bize geçiriyor hem de Türkiye'yi bir bataklığa sürüklüyor. Görüyoruz ki batı dünyası kara harekatı başladığı andan itibaren Türkiye'yi örtülü bir şekilde karalama çalışmasına girdi. Irak'ta PKK hariç herkes Türk askerinin kendilerine zarar vermeyeceğinden emin. Ancak batı basını olayı çarpıtıp, Irak'ta büyük bir korku varmış gibi gösterip Türkiye'yi "işgalci güç" konumuna getirmektedir. Hatta Independent ve Etnos gazeteleri kara harekatını "Irak'ın Yeniden İşgali" başlığı ile duyurmuştur. Bu asıl amacı apaçık ortaya koymaktadır. Türkiye bu zorlu süreçten de alnının akıyla kurtulacaktır. Her zamanki gibi geleceği gören Atatürk'ün sözü ile satırlarıma nokta koymak istiyorum:
"..İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır!"